Ana Sayfa Blog Yazı detayları
GÖR NE GÜZEL IYD OLUR!Bookmark and Share




Bayrama nasıl hazırlanılır? Bayram gün gün nasıl geçer? İşte Hatice arkadaşımızın bayram günlüğü!
“Mevla bizi afv ede/ Gör ne güzel ıyd olur/ Cürm ü hatalar gide/ Bayram o bayram olur.” (Alvarlı Efe Hazretleri)

Ramazandan süzülerek


Mübarek Ramazan günlerine hüzünle veda ederken bize yeni bir coşkuyu ihsan eden Allah’a hamd olsun. Oruçla temizlenmiş, açlıkla terbiye edilmiş nefisler, zincirinden salınmış şeytanın şerrinden beri olsun. Şu gök kubbe altında gönülleri bayramın coşkusu ile coşan rengârenk kardeşlerimizin gönülleri ferah olsun. Çünkü geldi sevgi ve muhabbet günü! Ramazanın son göz ağrısı, artık o Ramazan’ı idrak edenlerle olsun!

Bayramlar hep güzeldir

Bir çocuk sevincidir bayramlar… Kırmızı rugan pabuçları başucuna koyup, sabah onunla uyanmaktır. Arife günü telaşı, bayram sabahı zili çalan ilk misafiri karşılama heyecanıdır. Hasretlerin sona erişi, sıcak kucaklaşmalardır. “Nasılsınız?” ile başlayan, “nerede o eski bayramlar” la uzayıp giden sohbetlerdir. Kaybettiklerimizi özlemle anımsamak, eski güzel günleri yâd etmektir. Ama hep güzeldir bayramlar, hep özeldir.

Arife telaşesi

Arife günleridir bayram coşkusunu başlatan. Sokakları saran Türk kahvesinin harika kokusu, insanı mest edercesine dolaştırır çarşılarda. Renk renk şekerler görücüye çıkar, sokakları saran temizlik kokusu arz-ı endam eder. Bir telaş bir koşuşturmaca… Kimi kırk yıllık hatır için misafirine ikram edeceği kahveyi çektirmenin derdinde, kimi alışverişi bitirip eve gitmenin telaşında. Pazar tezgahlarında bir bahar havası sanki… Sebzenin en tazesi, meyvenin en lezzetlisi doldurur tezgahları ve o gün her şeyden fazla fazla alınır kalabalık bayram sofraları için. Mağazalarsa tıklım tıklımdır. Bir beden büyük ve küçük isteyenler, kabinde sıra bekleyenler ve mağazada dönen muhabbetler: “Yine arifeye sıkıştırdık alışverişi.” Ama en çok çocuklar için güzeldir, çünkü bayramlık alınma günüdür o gün. Alınan yeni ayakkabısı ve kıyafetiyle dünyanın en mutlu insanıdır küçük, masum yürekli çocuklar. Anne ve baba içinse çocuğun sevinci, mutlu gülüşüdür bayramlar.

Arife günleri ebedî yolcuğa çıkanları, mezar taşında “Hüvel Hayyul Baki” yazısını ziyaret etme günüdür. Kabirleri yaşlı gözler doldurur. Semaya yükselen Fatihalar, Yasinler, özledikleri ile dertleşenler, su taşıyıcı çocuklar, adak adayanlar, çiçek satanlar… Arifeler, bayramlar hatırlanma günüdür. Ebedî dünyaya göç edenleri ziyaret edip, şu an yanımızda olanlar için şükür vesilesidir. Kaybettiklerimizi özlemle anımsarken, yanında durana sıkı sıkı sarılmanın mutluluğunu yaşayabilme günüdür.

Evlerde hummalı çalışmaların en yoğun olduğu gündür arife. Bayram temizliğinin tatlı yoğunluğunun üzerine telaşla sarmalar sarılır, dolmalar yapılır, börekler açılır, baklavalar, bülbülyuvaları yarın şerbetle olan büyük buluşma için tepsi tepsi dizilir. Ocak hiç kapanmaz o gün, fırın hiç durmaz. Küçük bir parça aşırabilmek için uğraşır evin ufaklıkları ve anne görmemezlikten gelirken ‘evin en küçüğü olan baba!’ ile birlikte gizli gizli tırtıklanır o lezzetler bayramı beklemenin sabırsızlığı içinde. Günün tatlı telaşı son rötuşları ile sona ererken, evin büyüğünden “ Sabah bayram, namaza kalkılacak, erken yatıınn! “ihtarı ile arife muhabbeti tamamlanır.

Veeee, bugün bayram!!!

“Bayram bayram dediniz

İşte muradınıza erdiniz

A benim canım Sultanım

Nedir davulcuya verginiz?”

Ve bayramın ilk günü… Evde bir telaş, bir heyecan… Uykusundan feragat edip uyanan çocukların gözü yarı açık yarı kapalı hemen bayramlıklarına sarılması, masum bir eda ile abdestle buluşması… Derken sokaklar, bayram namazını dışarıda kılmamak için yetişebilmenin paniği. Namazdan geldikten sonraki bayramlaşma anı, babadan yaşın ilerlemesine rağmen harçlık alabilmenin çocukça şımarıklığı… Elvan çeşidin Halil İbrahim sofrasındaki gözleri bir hayli doyuran kallavi bir bayram kahvaltısı, şen gülüşmeler, çocukça tatlı atışmalar…

Ve bayram sabahının ilk ziyaretçisi; mahallenin afacanları… Koro halinde hep bir ağızdan “Bayramınız kutlu olsun” tebrikleri, el öpmeleri… İkram edilen şekerler kesmez afacanları. Eee, az da olsa harçlık vermek gerekir. Harçlığı alan afacanların gözlerindeki sevinç, doldurur yüreklere bayramın havasını. Ardından bayram davulcusunun tok sesi doldurur mahalleyi. Kapı kapı dolaşırken okuyuverir manisini… Evin en küçüğü davulcu geldi diye sevinçle kapıya koşarken siz de bir yandan davulcunun harçlığını hazırlarsınız; sabırsız davulcu başlar halini mani ile arz etmeye.

“Şekerim var ezilecek,

Al tülbentten süzülecek

Bekletmeyin ağa efendim

Çok kapım var gezilecek.”

Bayram günlerinde en çok kapı zili çalışır. Sıra sıra renk renk ayakkabılar dolar kapı önüne. Aynı şehirde olup da aylardır görüşemediklerimiz ile görüşme günüdür bugün. Uzun zamandır biriken hasretlerin sona eriş günüdür bugün. Küçükken başa dökülen, büyüyünce avuçlarda ıslanan kolonya kokusudur bayram. Alerji yapacak bile olsa, anne, “artık yeter, hasta olacaksın” diye kızgın bakışlarını fırlatsa da gizli gizli yenilen tadına doyum olmayan renk renk şekerlerdir.

Köpüklü, köpüksüz kırk yıllık hatır için içilen Türk kahvesidir. Ve bu kahvenin bayram boyunca insanı mest edercesine eve işleyen enfes kokusudur bayram. Kahve yerini tatlılara bırakır ve “Tatlı komasına gireceğiz artık” muhabbetine karşı; ev sahibinin “Bak hatırım kalır, tadına bakın en azından” ısrarıyla tüketilen lezzetlerdir. Ve “Bayram ziyaretinin kısası makbuldür” muhabbetiyle tamamlanan tatlıdan tatlı sohbetlerdir.

Sini üzeri kalabalık sofralar

Bayramların vazgeçilmesi maaile babaanne usulü büyük siniler üzerinde kalabalık sofra anlarıdır. Babaanne evinde, hayır duası ile, hafız torunların yemek duası ile tadı damakta kalırcasına defalarca kez dinlenilen evvel zaman bayram günleri… Ve bayram, çocuklukta yaptığım gibi anneannenin dolabında şeker aşırma heyecanını yaşayabilmektir.

İkinci devre akraba-i taallukat… Baba tarafı ziyaretleri ve akabinde anne tarafı ziyaretleri ile halaların, teyzelerin, amcaların, eniştelerin Ramazan umresi hatıraları, tarihin derinlikleri, tozlu albümler, baba ve halanın yaramazlıkları, amcanın yeğeni ile kıran kırana güreş havaları, derin özlem ile iç çekerek ahirete göç edenlerin yad edilmesi, daha neler neler… Ardından birlikteliğe şükredip, sevdiklerinle birlikte bir bayram daha geçirebiliyor olmanın büyük neşesi. Ve tabii bayramların vazgeçilmez ritüeli; bir aile fotoğrafı…

Ve bir bayramı daha geride bırakmak… Daima yapılan “Nerde o eski bayramlar” muhabbetine inat bayramlar korur her daim güzelliğini, özelliğini… Ve bayramlar ilerleyen teknolojiye rağmen, ilerleyen zamana inat gelenekleri yaşatabilmektir. Hiçbir şey için geç değil! Siz de çocukluğunuzun tutun elinden, bayramı bayram gibi yaşayın. Bütün özlediklerinizi kucaklayın, sevgiyi, vefayı başka bayramlara bırakmayın. Aranılan eski bayramlara inat değerlerimizi yitirmediğimizi göstererek, doyasıya yaşayın. Hakiki bayramın tecellisine mazhar olmayı arzulayın.

Bu meyanda yüzünüzden gülücük, kalbinizden sevgi, evlerinizden huzur eksik olmasın. Bayramımız mübarek olsun.



Hatice Tüfekçi





http://www.dunyabizim.com/news_detail.php?id=4458



    Puanlama sonucu puan (2,3)
    1     2     3     4     5    

Toplam (353) oy kullanilmis.

Yazar: Hatice TÜFEKÇİ
Tarih: 6.1.2012 07:26:05
Okunma : 4672

Toplam (0) yorum yapilmis.
 
 isim      mail (gizli kalacaktır)

Beni Hatırla
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış.

© 2011 Copyright Hatice Tüfekçi